KARANLIKTA DİYALOG

İstanbul’u “GÖRMEDEN” görmek;
Dünyanızı değiştiren çok farklı bir deneyim:

KARANLIKTA DİYALOG

Gözlerinizi kapatın, sezgilerinizi kullanın ve daha aydınlık bir dünyaya adım atmaya hazır olun. Adım atacağınız dünya İstanbul. Fakat hiç görmediğiniz istanbul. Bu sefer hiçbir şey görmeden metroya binecek ve Taksim’in kalabalığına karışacaksınız. “İstanbul’da gözlerimiz açık yürürken bile bir çukura düşme olasılığımız var. Gözlerimiz kapalı nasıl yürüyeceğiz?”

Unknown
Bu sergi nedir?

130 şehirde 7 milyon insana ulaştı.

Karanlıkta Diyalog, 1988’de Almanya’da ünlü bir felsefe doktoru Prof. Dr. Andreas Heinecke tarafından hayat geçirilmiş bir proje. Heinecke gençlik yıllarında bir radyo istasyonunda çalışırken hayatına görme engelli bir arkadaş girer. İkili daha çok vakit geçirdikçe Andreas Heinecke, görmeyen insanların, görenlerden çok daha sıra dışı özelliklere sahip olduğunu keşfeder ve bu tecrübeyi diğer insanlarla paylaşmak ister.
Günümüzde TT Net ana sponsorluğunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Gayrettepe Metro İstasyonu’nda 1500 metre karelik bir alana kurulan minyatür İstanbul şehrinde görme engellilerin hayatını yakından değil doğrudan anlamak için tam bir fırsattır.

Bizim deneyimimiz

Roller değişiyor!

Sergi alanına geldiğimizde bir çalışan üzerimizdeki parlayabilecek tüm cisimleri çıkarmamızı rica etti, saat ve yüzük gibi, hepsini çıkarıp çantalarımızla beraber anahtarı bize teslim edilen emanet dolaplarına koyduk. Herkes hazır olunca bizi bekleme salonuna aldılar ve orada elimize klasik bastonlar verdiler ve onları nasıl kullanabileceğimizi anlattılar, rehberimizin dediği gibi bastonlar artık bizim gözümüz. Yavaş yavaş, tek sıra halinde sağ elimizde bastonlar, sol elimizi de duvardan çekmeden zifiri karanlık bir tünelden içeri girdik ve maceramıza başladık.
Içeride ilkte görme engelli rehberimiz Harun Bey’in sesine doğru gittik. Canayakın rehberimiz Harun Bey bize bu macerada rehberlik etti.

Bu kadar etkileneceğimi tahmin etmedim.rehberimiz öyle bilgili biriydi ki hepimizi o kısa sürede kendine hayran bıraktı. Gerçekten engelli insanlara özen göstermediğimi tokat gibi yüzüme vuran bir deneyimdi. Fırsatı olan herkesin gidip ‘görmesini’ istiyorum.
-Elif GÖNEN

2 tip insan vardır:Biri gerçekten göremeyen insan, biri de bakıpta göremeyen ya da görmek istemeyen insan.Biz katılmış olduğumuz etkinlik ile insanlara farkındalık kazandırmamız gerektiğini, aslında hepimizin bir olduğumuzu göstermemiz gerektiğini öğrendik. Herkesin gerçekten baktığını görmesi dileğiyle…
-Cennet YILDIRIM

Hayatın akışına kapılıp, yaşayışımızı sorgulamayı unuttuğumuz anlar çok olmuştur. Karanlıkta Diyalog deneyimini yaşadığım sırada kendime şu soruyu yönelttim: “Acaba aydınlık bir hayatta mıydım ben, yoksa şuan mı aydınlıktayım?” Eminim bu soruyu bir çok kişi kendisine sormuştur bu deneyimi yaşarken. Çünkü kendimizde var olan nimetlerin kıymetini kaybetmedikçe anlayamadığımız bir düzenin içindeyiz. Bu etkinlik ile birlikte 75 dakika süresince hem empati yapıp, bu durumda olan insanlarımız ile acaba ne kadar dayanışma içindeyiz gerçek hayatımızda sorusunu soruyoruz kendimize hem de halimize şikayet edecek bir durumda mıyız, yoksa şükredecek mi sorusunu soruyoruz.
-Edip Sercan BALKAY

Harun Bey’i kendi ağzından biraz daha yakından tanıyalım:

“ 33 yaşındayım. 1998’de başlayan ve artarak devam eden görme bozukluğu yaşıyorum. Tavuk karası hastalığım olduğu için şu anda sadece ışık görüyorum. Hayat benim için Hacivat ve Karagöz gölge oyunu gibi. Lisede torna ve tesviye bölümü mezunuyum. 13 yıl bir züccaciye mağzasında tezgahtarlık yaptım.
Bu hayatın başka türlü anlatılacağını düşünmediğim için bu projedeyim. Ayrıca sosyal hayatımın daha da geliştiğini gözlemledim.
Günde ortalama 30 farklı insanla sohbet etme fırsatı bulduğum için kültürümün ve bilgimin arttığını fark ediyorum. Karşılıklı paylaşım ve empatinin bir arada olduğu bu duruma aracı olduğum için mutluyum. Karanlığın elçileriyiz; aynı dünyada yaşıyoruz ve sizleri de sergimize bekliyoruz. ”

İçerisi zifiri karanlık, toplu iğne kadar bile ışık yok. Beş dakika öncesine kadar dışarıda etrafı çok rahat görebilirken şimdi içerisini Harun Bey adeta görerek bize gezdiriyordu. Dışarıda o engelliyken şimdi onun dünyasında biz engelliydik. Hepimiz ilk 5-10 dakika biraz bocaladık, birbirimize çarptık, pardon’lar, sesime gel’ler, arkadaşlarının isimlerini bağıranlar, el ele tutuşanlar, sonunda hem karanlığa, hem de ortama alıştık ve Harun Bey’in rehberliğinde çok farklı bir İstanbul yaşadık.
Çakıl taşlı yolda ilerliyoruz. Once parka doğru gidiyoruz. Bankta dinlendikten sonar yolumuza devam ediyoruz. karşıya geçmek için ‘ şimdi karşıya geçebilirsiniz’ sesi bekliyoruz. Bu arada kaldırımı da unutmayalım dikkatli olmayan düşebilir.
Sokağın karşısında bizi tramvay bekliyor. Tüm arkadaşlar yerleştikten sonra simülasyonumuz başlıyor. İstiklal caddesinde ilerliyormuş hissi yaratan bu simülasyonda, halkın sesini, eğlence yerlerindeki müzik sesleri duyuyoruz. Çiçek pasaji seslerden ayırtabiliyoruz.
Tramvaydan iniyoruz ve pazara uğruyoruz; Meyve ve sebzelere dokunarak ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Patates, biber, salatalık ne ararsanız var.
Sonraki durağımız kadıköy. Suya düşmemeye çalışırken vapura biniyoruz. Maceramızı bir cafede oturup karanlıkta çaylarımızı yudumlayarak sohbet ederek bitiriyoruz. Hepimiz bir şaşkınlık içinde ışığa doğru çıktık.

Unknown

Yıldız Tornavida
Sayı: 18
Yıl: 2015
Sayfa: 10-11