Ve ben boğulmuştum

Ben boğuldum…
Bu olay tam ne zaman oldu bilemiyorum. Yazda mı geçen sene mi? Belki de yüzyıllar önceydi.
Sanki biri tüm muslukları açık bırakmış, tüm menfezleri kapatmış ve gitmiş.
Yok belki de bir gece uykudayken beni kucaklayıp kocaman bir havuza düşürmüş olabilir; Ne bir martı sesi geliyor ne de bir deniz yosunu bulunuyor buralarda. Etraf göz görebildiğince sessizlik var. Derin bir sessizlik.
Şimdi artık şu bilinçsiz zaman ve mekan keşmekeş arasında bişeyleri alıgalamaya başladım; koşuşmayı bıraksam da gürültüler var etrafta. Arada sırada Suda boğulsam da ölmem mesela, En azından sürekli kendimi yükarıya çekip başım tavana değmez, canım acımaz.
Şimdi anladın mı niye sürekli kendimi savunduğumu? Savunmak, bir nedene yaslanmak, soruların cevabını almak insana güven veriyor; yer çekimi kanunu gibi.

Ben battım ve çıktım ve tekrar battım. Bu döngü sonsuza dek hep kendisini tekrarlatacak. Bir gün ortam kapkaranlık, bir gün güneş doğrudan göz bebeğimin içinde.