Gidenler ve kalanlar

Gidenler, akşamları öyle tek başına masada oturup fast food tarzında akşam yemeğini yerken kalanların eş dostla uzun sofralar başında oturup havada uçuşan kahkahalar eşliğinde yemek yediğini düşünüyor.

Kalanlar, akşamları öyle tek başına masada oturup fast food tarzında akşam yemeğini yerken gidenlerin yabancı ve marjinal arkadaşlarıyla cool takılıp ismini bilmediği sadece fotoğrafını gördüğü o nefis yemeklerden yediğini düşünüyor.

Gidenin, unutulmak korkusu yakasını bir an olsa bile bırakmıyor; düşünüyor da şimdi kalanlar sürekli buluşup beraber eğleniyor ve 1001 türlü aktivite yapıyorlar. Onu da dünyanın bir köşesinde çoktan unutmuşlar diye düşünüyor.

Kalanın aklı da hep gidenlerin yapabileceği 1001 türlü eğlencesinde; diskolar, barlar… . Onu da cehennemin dibinde çoktan unutmuşlar diye düşünüyor.

Gidenlerin hepsi, tüm şaraplarda eski içeceklerin tadını arıyor.

Kalanların hepsi bir kere de olsa bir şarap evine gidip ve zengin bir menüden istediği şarabı sipariş etme hayalını kuruyor.

Gidenler ikametini almak için göç idaresi ile emniyet arası koşturup duruyor. Polisin her sert davranışı bir “keşke” dedirttiyor onlara.

kalanlar, sokakta polisin bir uyarıda bulunduğunda düşünüyor da şimdi gidenler o tarafta topuklu ayakkabılarla ve rengarenk kravatlarla sonsuz saygı içinde polisten ikametini alıyor.

Gidenlerin televiziyonları hep kapalı, internetten yerli haberler kanalları izliyor.

Kalanların, uydunun yerini değiştirerek tüm yabancı kanalları takip etmeye çalışıyor.

Gidenler, dönmek ister;

Kalanlar ise gitmek.

Gidenler, dünyanın bir diğer ucuna şarap içmeye gitmiyor;

Kalanlar ise dini korumak için ülkesinde kalmıyor.

Kalanların ve gidenlerin ikisi de keşkelerin gölgesinde yaşıyor.

Giden kişi, gitmesine 1 ay kala hüzünlenir, 1 hafta kala ağlar ve 1 gün kala milyonlarca anı içinde kendisini kaybeder. Gideceği gün girişte kontrölde bavullarını gösterken ” bakın bunlar benim bunca sene yaşanmışlıklarım, iyice arayın, bunlar benim rüyalarım, bakın ne kadar ağır!” demek ister.

Gitmek veya kalmak; İkisi de daha iyi yarınlar için, görebileceğimize dair söz verilmemiş yarınlar için.